12/31/2009

Mavi, Beyaz ve Tatil..

Hazır tatil kapıdayken biraz yaratıcı fikirle günü şenlendirebilirsiniz. Yılbaşı ve kırmızı bombardımanına rağmen ben bu mavi-beyaz hikayeyi çok sevdim. Akdenizi hatırlatan bu renklerin insanı dinlendirdiğini düşünüyorum. Bu fotoğraflara bakarken bile içim açıldı.
Hediye ambalajları için de inanılmaz pratik fikirler var. Maharetli hanımlara ve beylere duyurulur!























fotoğraflar Leslie Shewing
                                                      

House Cafe - Dekorasyonun Yemekle Buluşması

Bilenler bilir, House Cafe'nin İstanbul yeme içme dünyasında yeri bir başkadır. Efendim; atmosferi olsun, menüsü olsun, dekor detayları olsun kendinizi Avrupa şehirlerinde bir yere girdiğinizi zannedersiniz. Beyoğlunda tünelde ara sokakta köşede başlayan maceraları(ya da en azından benim için orada başladı) bir mantar hikayesine dönüp şehrin bilumum yerinde devam etti. Şu anda bildiğim Beyoğlunda iki, Nişantaşında, Kanyonda, Bağdat Caddesinde, Ortaköyde ve Bebekte birer şubeleri var.



BEBEK



ISTIKLAL



NİŞANTAŞI


ORTAKÖY



Biz de yılbaşıdır farklı bir yerlerde yemek yiyelim diyerek bu öğlen kendimizi Kanyondaki House Cafe'ye attık. Henüz burayı keşfetmemişler için ilk önerim schnitzel'ini mutlaka deneyin, yaz aylarında ise limonatası favorim!






Bu lambaya bayılıyorum




Annem görse bu kadar reçeli 6 TL'ye mi satıyorlar diye kıyameti koparır!!!


12/30/2009

Vintage dekorasyon örnekleri. Çok beğendim!

Vintage iç dekoru bu kadar seveceğim aklıma gelmezdi ama bunlara bayıldım...






























Nerden çıktı bu yılbaşı hediyesi diye saçlarımızı yolmaya gerek yok. Bu yazıda bir sürü alternatif bulabilirsiniz!





Yeni yıl geldi hoşgeldi ley ley lümülümüleyyy!!!
Geçen senelerden farklı bu sene, depresyonunun eşiğinden dönüp dönüp kendine gelen küçük ekibimiz karar verdik birbirimize hediye almaya. Yeni yıla kendimizi şımartarak girelim dedik.
İnsanın meğer böyle çocukluklara ne çok ihtiyacı varmış.
Çekiliş ve ardından kim kime alıyor tahminleri bile yetti aslında. Bir sürü muhabbeti ve kahkayı beraberinde getirdi.

Tam da yılbaşı arefesinde, malum herkes deliler gibi ona ne alıcam buna ne alıcam diye düşünürken işte sizlere güzel alternatifler. En azından referansları var. Bugün herkes aldığı hediyelerden çılgınca memnundu.


Mehmet ve şapkası

Denizin sabahlığı. Ben aldım:))



İpek bu yıl kesin sporda. En azından t-shirt'ün hatrı için...



Vitrindeyiz'in yazarıdır kendisi. Bu mis kokulu duş jeli en azından iki aylık mutluluğu garanti ediyor!


Yargıcıdan bir kolye. Bir kadını nasıl mutlu etmez:)



Sinema sever kişiliğimin düşünüldüğünü görüyorsunuz

 
Bir fularla bir kadını böyle mutlu edebilirsiniz


Kırmızısız bir hayat düşünemeyen çılgın şahsiyete kırmızılı bir damacana!En farklı hediyeydi itiraf etmeliyim:)


                  Eskidenmiş fularları kadınlar takarmış.Şimdi ise kadın erkek hepimizin boynunda..

12/29/2009

Mevsimlerden Kış ama Ben Yaz Havasındayım: Kayaköy Sanat Kampını Keşfedin!!

Nerden çıktı bu tatil yazısı demeyin. İnsanın canı en çok bu havalarda istiyor sıcak kumu, mavi denizi..
Gencim, çılgınım, çocuğum yok ve mobilim diyorsanız buyrun size alternatif bir tatil mekanı:Kayaköy Sanat Kampı.







Eski adı Karmylassos olan Kayaköy; Osmanlı'nın son dönemlerinde 3000 nüfuslu bir Rum kasabasıyken  1923 Türk-Yunan nüfus mubadelesi döneminde memletimizdeki Rumların evlerini terk etmek zorunda bırakıldıkları acı dolu yerlerden biri olmuş. 1957'de depremden sağ çıkmayı başarmış bu öksüz Rum evleri, şu anda eski sahiplerini bekler gibi, hüzünlü bir biçimde zamana meydan okuyorlar.





Kamp yerimizin sahibi Mutlu, bu köyden çıkma genç yatırımcılarımızdan biri. Bu tarlada domates, maydanoz kabak yetiştireceğimize gelin bir sanat kampı kuralım diyerek anne ve babasını ikna etmiş. Anlatması kolay ama ikna aşaması kesin zor olmuştur diye düşünüyorum. Kendisine ne kadar saygı duysak az. Ne alaka sanat kampı da nerden çıkmış demeyin; kendisinin bilumum sanat dalına özellikle de fotoğrafçılığa inanılmaz bir yeteneği vardır. Neyse, Mutlu pek de iyi etmiş ki yurdumuzun bu nadide güzelliğinin içinde bizler için alternatif bir yaz tatili fırsatı doğmuş.




                                                         Ve Turkish Karayip Korsanı Mutlu!!!

Bir bahçenin içinde taş evler , ağaçların tepesine kurulmuş açık hava odaları(kelime dağarcığım bunun nasıl bir şey olduğunu tasvir etmeye inanın yetmedi), çardaklar ve hamaklar hayal edin. Yemeklerde yediğiniz sebzelerin yetiştirildiği tarlaya bakan bir açıkhava restoranını da bu bahçenin içine yerleştirin. Dışarıda yaz sıcağından pestili çıkanlara inat, buradaki esintiyle ferah ferah yemek yiyip üzerine kahvenizi içtiğinizi de düşlemelisiniz bence.




                                                               Kamp yerinin bahçesi

İlk gün çılgın Mutlu ve daha çılgın arkadaşları biz kamp sakinlerini alıp Kayaköyün sırtlarında dolaştırdıklarında dilim bir karış dışarı çıkmış limonataaaa diye can çekişirken yarabbi ben nerden geldim buraya diye sorguladım, itiraf ediyorum!







                                                                  İşte özgürlük!

Bu yürüyüşlerin sonraki günlerde bittiğini asla düşünmeyin. Hatta artan bir gazla devam ediyor. Kamp programı dahilinde bir gün Likya yolunu yürüyerek Ölüdeniz'e gideceğimizi söylediklerinde şaka yaptıklarını zannetmiştim. Meğer ciddilermiş!(Ama merak etmeyin camları olmayan kampın jeepi ile doğal air condition ve Bob Marley eşliğinde gidebilme şansınız da var.)

Mantık çok basit aslında: El değmemiş o cennet koylarda yüzebilmek için haketmeniz gerekiyor. Eh herkesten farklı yerlerde, bakir koylarda denize girebilmenin de böyle bir bedeli olsun. Bir grup insanın bu yürüyüşler sonunda çığlık çığlığa kendini tertemiz sulara bırakması savaştaki zafer sahnelerini andırmıyor değil hani. Yediğiniz kahvaltının yağlarını yollarda bırakıp kendinizi kuş gibi hafif serin sulara atıyorsunuz. Bunun ne büyük bir keyif olduğunu yaşayınca anlayıp kulaklarımı çınlatacaksınız.




 
Kampın adındaki "sanat" kısmı ise farklı farklı kursları kapsıyor. Kamp sakinleri kendine en uygun hissettiği kursa katılıyor. Ben ahşap oymadaydım mesela. Hiç bilmediğim ahşap oymada neler yapabildiğime kendim bile inanamadım. Dünyanın en deşarj edici olaylarından biriymiş bu arada. Sinir atmak istiyorsanız yoganın yanında bir opsiyon olarak değerlendirim derim. Malum Aşk-ı Memnu'da sinir stres harbi yaşıyan Adnan Beyimiz de tüm stresini ahşap oyarak atıyor. Çoktan keşfetmiş yani. Bu arada ahşap oymanın yapıldığı odada, sadece bir vantilatör ile serinlediğimiz için arkadaşım Gözde stresinin yanında terle birlikte kilolarını da kaybetti. Bu da ekstrası oldu:)








                                                     Ahşap oymanın yapıldığı mekan


İşin komik yanı ortamda yakışıklı bir perküsyon hocası ve güzel bir seramik hocası olunca kampçıların eşit dağılmadığı bir kurs programı spontane bir biçimde oluşuveriyor. Bekar bayanlar perküsyona, bekar erkekler de seramik kursuna(malum hocası pek bir güzeldir) giderken, ortamın zavallısı çiftler diğer kurs programları arasında dağılıyor.


Velhasıl, 2010 planları içinde ben bu yaz farklı bir şeyler yapmalıyım, genci yaşlısı, yabancısı memleketlisi farklı insanlarla tanışmalıyım diyorsanız bu kampın adını bir yerlere yazın. Marul gibi yayıldığınız o tatillerin aksine size çok farklı eğlenceler ve anılar yaşatacağından emin olabilirsiniz.




                                          Her akşam farklı bir eğlence. Bu da Rum Meyhanesi...


Eğer giderseniz dönüşte bana da yazmayı unutmayın.

Fiyatlara gelince; en son baktığımda şöyleydi:
Kendi çadırıyla gidenler: 435 TL bir hafta
Kampın çadırını kullananlar: 485 TL bir hafta
Pansiyon Konaklama: 585 TL bir hafta(odayı 2-3 kişiyle paylaşırsanız)
Pansiyon Konaklama: 895 TL bir hafta(oda size ait olacak)


 

12/27/2009

Ve Norah Jones'un Yeni Albümünü Keşfettiiiikkk!!!



Buğulu sesiyle kadın erkek hepimizi felç eden Norah Jones yeni albümünü çıkardı, biz de bugün itibariyle dinlemeye başladık. Bu güzelliğe bir de bu ses deyip kadın kısmısı olarak hasedimizden çatlasak da yeni bir albüm çıkarsa diye dört gözle bekliyorduk.

7 grammy ödülü olan ilk albümü "come away with me" den beri çıkardığı her albümü keyiflenerek dinledim. Zaman-mekan farketmez her ana hitap eder kendisi. Bu son albümü yılbaşı arefesinde, tam da kar kış döneminde İstanbul trafiğini akla getirince arabada mahsur kalacağınız anlarda inanılmaz bir kurtarıcı olabilir. Malum kendisinin rehabilitasyon yeteneğini göz ardı etmemek lazım.

Bu arada fikir edinmek için http://www.norahjones.com/ web sitesinden şarkılarını online dinleyebiliyorsunuz. Daha da ne olsun...