5/19/2010
Bir Harry Connick Jr. İstanbul'dan Geçti...
Bazıları için yüce rabbim bu insanı boş zamanında mı yaratmış denir ya hani; eğer böyle bir şey varsa emin olun Harry Connick Jr. bu şanslı kullardan biri. Bir diğeri de bence Norah Jones!
Bir insan bu kadar yakışıklı olsun, sesi de bu kadar güzel olsun, üstüne bir de muhteşem piyano çalsın o da yetmezmiş gibi iyi de bir aktör olsun. Yok artık diyorsunuz ama gerçek işte.
Kendisi dün akşam İstanbbul'dan esti geçti. Muhteşem bir konserdi. Her dinlediğimde bilumum romantik komedileri hatırladığım bu ses, dün kanlı canlı karşımızdaydı.
Elbette en favori filmlerimden biri When Harry Met Sally'nin müziklerini yapmış olması kendisine olan bağlılığımı bir kat daha artırıyor.
Sahnede binbir türlü espriyle tüm dinleyenleri hem güldürdü hem eğlendirdi. İlginçtir ki annesi bir dönemler İstanbul'da yaşamış. Bu nedenledir ki her zaman bir gün bu şehre gelmeyi hayal edermiş. Tüm gün kapalı çarşıyı ve eski İstanbul'u gezmekten provalarını yapamamış. Lokum yemekten neredeyse konser sırasında mide spazmı geçiriyordu. Ne alaka ama demeyin! Konser boyunca bir sohbet ortamı yarattı ki elimizde bir kahvelerimiz eksikti. Neredeyse eee Harry'cim daha daha nasılsın? diyecek kıvama geldik. E tabii anlatıcı bir de aktör olunca hikayelerini dinlemek başka bir keyifli oluyor. (bu arada sonradan hatırladım izleyenler için Will&Grace'de Grace'in eşini oynuyordu!)
Bir daha gelse yine giderim dediğim konserlerden biriydi. Henüz dinlememiş olanlara şiddetle tavsiye ederim. Stresli bir günün ardından rahatlamak için birebirdir!
5/15/2010
İKSV 17.Uluslarası Caz Festivali - Biletler Satışta!!

Festival 50’nin üzerinde konser, 300’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçıyla yine İstanbul’u bir caz kentine dönüştürmeye hazırlanıyor. Dopdolu bu programdan sizin için seçtiklerim...
TÜNEL ŞENLİĞİ CAZSEVERLERİ SOKAKLARA ÇAĞIRIYOR!
CAZ’DA PİYANONUN USTASI CHICK COREA FREEDOM BAND’LE İSTANBUL CAZ FESTİVALİ’NDE
Caz müziğin en ünlü piyanist ve bestecilerinden Chick Corea, “müziğin özgür ruhlarının birleştiği” bir proje olarak tanımladığı yeni grubu Chick Corea Freedom Band’le 7 Temmuz Çarşamba akşamı festivalin ilk Açık Hava konseri için sahnede olacak. Konseri saat 21.00’da başlayacak.
16 Grammy ödüllü usta piyaniste İstanbul konserinde, caz takipçilerinin yakından tanıdığı efsanevi müzisyenler eşlik edecek: Uzun yıllar Miles Davis’le birlikte çalan ve bugün cazın en yetkin isimleri arasında sayılan Kenny Garrett, akustik ve elektrik basın en önemli ustalarından Christian McBride ve 50 yıldır tekniğiyle caza yön veren, bu yıl 85 yaşına giren efsanevi davulcu Roy Haynes…
CAZIN UNUTULMAZ SESİ TONY BENNETT “ŞAKIR ECZACIBAŞI ANISINA” İLK KEZ İSTANBUL’DA
1950’lerden günümüze gelen bir efsane, cazın unutulmaz seslerinden Tony Bennett, 15 Temmuz Perşembe akşamı tekrarı olmayacak bir konser ile ilk kez İstanbul’da! Şakir Eczacıbaşı anısına düzenlenen konserde, Tony Bennett, cazseverlere unutulmaz bir gece yaşatacak.Biri “Yaşam Boyu Başarı” olmak üzere tam 15 Grammy ödülü alan Tony Bennett, her yaş grubundan müzikseverin gönlünü çelen, nesil farkını yok eden bir sanatçı. Caz standartları ve baladlara getirdiği unutulmaz yorumlarla ünlenen İtalyan asıllı Amerikalı caz şarkıcısı, “Great American Songbook” olarak adlandırılan geleneğin ikonlaşmış seslerinden. K.D. Lang ile yaptığı düet albümünün yanı sıra, Michael Bublé, Elvis Costello, Celine Dion, Diana Krall, Bono gibi isimlerle yaptığı çalışmalarla da caz ve pop dünyasının en önemli isimleri yer alıyor.
Bu muhteşem gecede Tony Bennett’tan önce sahnede ünlü caz piyanisti Kerem Görsev olacak. Kerem Görsev Trio gecenin açılışını saat 20.00’de yapacak.
CANLI PERFORMANSIN KRALİÇESİ GRACE JONES TÜM İHTİŞAMIYLA
AÇIK HAVA’DA
Etkileyici sesi ve çarpıcı sahne performansıyla tanınan, disco’dan rock’a, 70’lerden günümüze uzanan efsane şarkıcı Grace Jones, ilk kez İstanbul’da! Kariyerinin hiçbir döneminde gösterişli tavrı ve görüntüsünden ödün vermeyen, geçtiğimiz yıl çıkardığı son albümü Hurricane ile bir kez daha dünyayı sarsan Grace Jones, 16 Temmuz Cuma akşamı saat 21.00’da Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde.Jamaika doğumlu kontralto şarkıcı Grace Jones, çok özel bir vokalist olmanın yanı sıra, androjen görüntüsü ve iddialı sahne şovlarıyla da tanınıyor. 1977 yılında yayınladığı ilk albümü Portfolio’dan bu yana stil ikonu kimliğini taşımaya devam eden Jones’un diskografisi Island Life, Nightclubbing gibi ikonlaşmış yapıtlarla dolu. Unutulmaz klasikleri “Slave to the Rhythm”, “I've Seen That Face Before (Libertango)” ve “Pull Up To the Bumper” ile hafızalara kazınan sanatçıyı dünya gözüyle izlemek için kaçırılmayacak bir fırsat!
R&B VE SOUL’UN GÜÇLÜ İSMİ SEAL UNUTULMAZ ŞARKILARIYLA İSTANBUL’DA
“Killer”, “Crazy” ve Grammy ödüllü “Kiss From A Rose” gibi unutulmaz hitleriyle günümüz müziğinin yıldız isimlerinden Seal, İstanbul Caz Festivali’nin bu yılkı yıldız konuklarından… Son albümü Soul ile modern R&B ve soul müziğinin en güçlü seslerinden olduğunu bir kez daha kanıtlayan Seal, 19 Temmuz Pazartesi akşamı saat 21.00’de Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde!1963 yılında Nijeryalı bir baba ve Brezilyalı bir anneden dünyaya gelen Seal, Londra’da yaşayan İngiliz bir ailenin yanında büyüdü. Mimarlık eğitimi ve modellik kariyerinin ardından, Nat King Cole’un kadife sesini anımsatan ses rengi ve şarkı söyleyiş biçimiyle dikkatleri çekip profesyonel olarak şarkı söylemeye başladı. 1990’lardan bu yana birçok uluslararası hitin sahibi olan Seal, duygusal ve dokunaklı şarkılarıyla dünya çapında milyonlarca hayran kazandı ve eleştirmenler tarafından övgü yağmuruna tutuldu. Seal, hiçbir konserinde onu yalnız bırakmayan, Alman süpermodel Heidi Klum’la olan mutlu evliliğiyle de dünya magazin basının odağındaki isimlerden...
MARTHA WAINWRIGHT’IN SICACIK SESİNDEN UNUTULMAZ
EDITH PIAF ŞARKILARI
Müzisyen Wainwright Ailesi’nin Rufus Wainwright’tan sonra bir üyesi daha İstanbul Caz Festivali’nde! Kanada’nın folk müzik alanındaki en ünlü isimlerinden Martha Wainwright, efsanevi Fransız şarkıcı Edith Piaf’ın şarkılarını seslendirdiği projesiyle 6 Temmuz Salı gecesi saat 22.00’de Sepetçiler Kasrı’nda. Folk müzisyenleri Loudon Wainwright III ve Kate MacGarrigle'ın kızı ve ünlü ozan-şarkıcı Rufus Wainwright’ın kız kardeşi Martha Wainwright, hayatındaki en etkileyici figürlerden biri olan Edith Piaf’a adadığı “Martha Wainwright Sings Piaf” projesiyle her ülkede övgüler topluyor. Piaf’ın şarkılarını 8 yaşından beri dinleyen ve şarkı söyleme stilinde Piaf’ın izlerini taşıyan Wainwright, tutkulu ve romantik yorumlarla seslendirdiği Piaf şarkılarıyla İstanbul Caz Festivali’nin konukları arasında…
BUIKA ÇARPICI YORUMUYLA SEPETÇİLER KASRI’NDA
İSVEÇ’İN NORAH JONES’U LISA EKDAHL’DAN BOĞAZ’A KARŞI BOSSA NOVA
LAURA FYGI VE AYHAN SİCİMOĞLU LATIN ALL STARS’LA YERİNİZDE DURAMAYACAĞINIZ BİR GECE
Yumuşacık, enfes sesi ve başarılı caz, swing ve Latin müziği yorumlarıyla dünya çapında bir yıldız olan Hollandalı sanatçı Laura Fygi de festivalin yıldız konukları arasında. Laura Fygi’ye, Türkiye’nin en renkli müzisyenlerinden vurmalı çalgılar ustası, ritim profesörü Ayhan Sicimoğlu ve topluluğu Latin All Stars eşlik edecek The Marmara Esma Sultan’da 14 Temmuz Çarşamba gecesi saat 22.00’da başlayacak bu hareketli gecede Laura Fygi ve Ayhan Sicimoğlu Latin All Stars, dans etmeyi sevenlerin ayaklarını yerden kesecek.
CAZ VAPURU
**FESTİVALİ BİLETLERİ 15 MAYIS CUMARTESİ GÜNÜ SATIŞA ÇIKIYOR!
17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nin biletleri 15 Mayıs Cumartesi günü saat 10.00’da satışa çıkıyor. Festival biletleri;
- BİLETİX satış noktaları, - BİLETİX çağrı merkezi (0216 556 98 00) - www.biletix.com ve
- İKSV binasından (Sadi Konuralp Cad. No: 5 Şişhane) alınabilecek.
17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nin bilet fiyatları 20 TL ile 200 TL arasında değişiyor. Bilet alımlarına kredi kartı geçerli olacak. 17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nin 1 Temmuz Perşembe günü The Marmara Esma Sultan’da gerçekleşecek Açılış Konseri’ni izlemek isteyen izleyiciler için sınırlı sayıda bilet Biletix satış kanalları ve İKSV binasında satışa sunulacak.
5/13/2010
Coenzyme-Q10
Biri bana dur desin!
Enerji verenler ailesinden vitamin haplarına ve içeceklere pek de inancım yoktu açıkcası. Kendisi doktor olan ablamın şiddetli tavsiyeleriyle kullanmaya başladığım Q10 ile bu ön yargularımdan kurtuldum. Her sabah kahvaltıdan sonra aldığınız bu küçük kırmızı hap ile tüm günü canlı dinamik geçirebiliyorsunuz.
Malum hayat yorucu. İş, güç,sinir, stres yoruyor bünyeleri. Bu hırpalanmanın gidericisi olarak böyle takviyeler almak sanırım artık şart oldu. Peki nedir bu koenzim Q10?
"Sıklıkla COQ 10 veya CO Q10 olarak adlandırılan, Q10 Koenzimi, vücutta doğal olarak oluşan bir besindir. Q10 Koenzimi kalp rahatsızlıkları, arteroskleroz ve hipertansiyona yararlı olarak gösterilmiştir.
Bilim adamları Koenzim Q10 un diyabet, Parkinson rahatsızlıkları, kolesterolü düşürme ve migren ciddiyetini azaltma tedavilerinde de yararlarını görmektedir. CoQ 10 un aynı zamanda antioksidan ve yaşlanmayı geciktirici özellikleri var gibi görünmektedir.
.Co enzyme Q10 vücudunuzda enerji üretimi için esastır ve kalbiniz gibi fazla enerji kullanan dokularda yüksek yoğunlukta bulunur.
Araştırmalar Co Q10 un, kolesterolü düşürmede yardımcı olması, arterosklerozu engellemesi ve yüksek kan basıncını düşürmesi nedenleriyle kalp sağlığı için esas olduğunu göstermiştir.
Koenzim Q10, soya fasulyesi, badem ve ceviz gibi tohumlar, etler, uskumru, sardunya gibi bazı balık türleri ve ıspanak, bezelye, sarmısak, lahana gibi bazı sebzelerde olmakla birlikte miktar olarak çok düşüktür."
Önerilir...
Enerji verenler ailesinden vitamin haplarına ve içeceklere pek de inancım yoktu açıkcası. Kendisi doktor olan ablamın şiddetli tavsiyeleriyle kullanmaya başladığım Q10 ile bu ön yargularımdan kurtuldum. Her sabah kahvaltıdan sonra aldığınız bu küçük kırmızı hap ile tüm günü canlı dinamik geçirebiliyorsunuz.
Malum hayat yorucu. İş, güç,sinir, stres yoruyor bünyeleri. Bu hırpalanmanın gidericisi olarak böyle takviyeler almak sanırım artık şart oldu. Peki nedir bu koenzim Q10?
"Sıklıkla COQ 10 veya CO Q10 olarak adlandırılan, Q10 Koenzimi, vücutta doğal olarak oluşan bir besindir. Q10 Koenzimi kalp rahatsızlıkları, arteroskleroz ve hipertansiyona yararlı olarak gösterilmiştir.
Bilim adamları Koenzim Q10 un diyabet, Parkinson rahatsızlıkları, kolesterolü düşürme ve migren ciddiyetini azaltma tedavilerinde de yararlarını görmektedir. CoQ 10 un aynı zamanda antioksidan ve yaşlanmayı geciktirici özellikleri var gibi görünmektedir.
.Co enzyme Q10 vücudunuzda enerji üretimi için esastır ve kalbiniz gibi fazla enerji kullanan dokularda yüksek yoğunlukta bulunur.
Araştırmalar Co Q10 un, kolesterolü düşürmede yardımcı olması, arterosklerozu engellemesi ve yüksek kan basıncını düşürmesi nedenleriyle kalp sağlığı için esas olduğunu göstermiştir.
Koenzim Q10, soya fasulyesi, badem ve ceviz gibi tohumlar, etler, uskumru, sardunya gibi bazı balık türleri ve ıspanak, bezelye, sarmısak, lahana gibi bazı sebzelerde olmakla birlikte miktar olarak çok düşüktür."
Önerilir...
5/10/2010
www.myistanbulinfo.com - Keşfedin!!
Bir süredir tüm etkinliklerin ve yeni mekanların haberini aldığım yeni bir site var. http://www.myistanbulinfo.com/!
Aslında Avrupadaki pek çok şehir için var olan bir sitenin İstanbul ayağını oluşturuyor. Gezginlere her anlamda destek olan böyle bir web ağına bizim şehrimizin de katılmış olması göğsümüzü kabartmıyor değil.
Kabuğumdan çıkmalı ve etrafta neler olup neler bitiyor gezmeli görmeli diyenlere duyurulur!!!
5/01/2010
Yepyeni bir albüm - İLK RENK
Osmanlı – Türk müziğinin yeniden doğuşu
İLK RENK
İLK RENK
Bu yazıda bahsedeceğim albümün yaratıcısı Güç ile arkadaşlığımız üniversite yıllarına dayanır. Onu hep elinde gitarıyla hatırlarım. Müzik aşkının canlı bir göstergeisidir o benim için. Üniversitede keşfettiği bu aşkını besledi, büyüttü ve en sonunda bu günlere geldi. Boğaziçinden mezun olup bankada çalışan arkadaşlarına inat o inandığının peşinden koştu. Ekonominin bu kadar sürprizle dolu olduğu bir memlekette, müziğin mini etekli popçu kadınlarla alkışlandığı bir ülkede şirket kariyerini geri çevirip müziği seçmesi bile aslında övgüyü hak ediyor.
Uzun lafın kısası, o bu işi gönlüyle yapan bir insan. O kadar da güzel yapıyor ki, bu topraklardan böyle insanların çıkmasına sevindiriyor bizleri. Bu albümü alın, dinleyin..Pişman olmayacaksınız!!!
Aşağıda albüm tanıtımını bulabilirsiniz ve ayrıca kendisini buradan da takip edebilrsiniz.: http://www.gucbasargulle.com/
----------------------------------------------------------------
Güç Başar Gülle’nin Osmanlı-Türk müziği kavramlarını temel alarak, bu müziği bugüne ait bir anlayışla işlediği albümü ‘İlk Renk’ A.K. Müzik etiketiyle müzik marketlerdeki yerini aldı.
Temel olarak Osmanlı-Türk müziğinin bugün de yaşadığını ve gelecek için belli açılımları olabileceğini göstermeyi amaçlayan bu ‘ilk’ albümde Güç Başar Gülle (ud), Volkan Hürsever (kontrbas) ve Türker Çolak’la (vurmalılar) çalıştı.
Hepsi(bir parça dışında) Güç Başar Gülle’ye ait olan eserler hücum(canlı) kayıt tekniğiyle kaydedildi ve parçaların üzerindeki bilgisayar müdahalesi minimum seviyede tutuldu.
Boğaziçi Üniversitesi Felsefe ve Berklee Caz Kompozisyon bölümlerinde lisans eğitimi aldıktan sonra İTÜ Klasik Batı ve Türk müziği alanlarında kompozisyon ve teori konularında yüksek lisans çalışmalarını tamamlayan Güç Başar Gülle, bir Anadolu gezisinden sonra Osmanlı Türk müziği üzerine çalışmaya karar verdi. Müziğe Haliç Üniversitesi Türk Musikisi Konservatuarı’nda öğretim görevlisi Mutlu Torun’un desteği ile başlayan Gülle yine Torun’un desteği ile Osmanlı Türk müziğine yöneldi.
Güç Başar Gülle albümünü şöyle anlatıyor: “Bu albümde temel aldığım müzikal birim ritimdir. Yapılan müzikolojik çalışmalar gösteriyor ki klasik Osmanlı-Türk müziği bestecisi beste yaparken ritmi bir kalıp olarak görür ve sesi bu kalıba dökerdi. Her ne kadar Osmanlı-Türk müziği kaynaklarından beslenmeye çalışsam da, Klasik Batı müziğinin ve cazın süsleyici etkileri albümde kolaylıkla hissedilmektedir. Armoni kullanımından özellikle kaçındım. Türk müziğinin ihtiyacı olan şeyin Klasik Batı müziğinde ve cazda kullanılan armoni anlayışından çok , kendi dilindeki temel kavramların bugünün anlayış ve ihtiyacıyla tekrar değerlendirilmesi olduğunu düşünmekteyim.”
Osmanlı – Türk müziğinin bambaşka bir bakışla yeniden doğuşuna tanık olmak için ‘İlk Renk’e kulak verin!
4/28/2010
Yanaklarım al al olmuş konyak içmedimmmm!!
"Bursalı mısın kadifeli gelin çaydan mı geçtin
Yanakların al al olmuş konyak mı içtin???"
Valla ne Bursalıyım ne de konyak içtim. Ama benetint sağolsun yanaklarım sabah akşam al al artık. Esmer bir insan olarak her zaman özenmişimdir doğal bir pembelik görüntüsüne. Hani şöyle utanmışsın da kızarmış gibi. Ne sürsen böyle olmazdı. Sağolsun bu küçük şişecik, iş çıkışında bile kanlı canlı bir yüzüm var artık...
4/24/2010
İSTANBUL- Je t'aime..
İtiraf etmeliyim baharda bu şehri bir başka seviyorum. Erguvanlar, sümbüller, güller, menekşeler..Doğanın uykudan uyanışına bizzat tanık olmak. Pek çok tasarımcıya ilham olacak renk kombinasyonları. Tam bir cümbüş..
Tatili fırsat bilip pek çoğumuzun aslında duymuş olsa da uğramadığı mekanlardan birindeydim. Hidiv Kasrı..
Heralde İstanbul bir nevi ikinci lale devrini yaşıyor. Tarihte bu dönemi pek de iyi anmıyor olsak da, günümüzde şehrin çehresini değiştirdi bu çiçekler. Adım başı karşımıza çıkan lalelerin ilk defa bu kadar çok rengini bir arada gördüm diyebilirim.
Wikipedia'da Hıdiv Kasrı şöyle yer alıyor: 1907 yılında Mısır'ın son hıdivi Abbas Hilmi Paşa tarafından İtalyan mimar Delfo Seminati'ye yaptırılmıştır. Dönemin mimari modasına uygun olarak art nouveau tarzındadır. Hıdivlik makamı, Osmanlı İmparatorluğu'nun Mısır valilerine verdiği ünvandır. Osmanlı'nın Mısır valilerinden olan genç yaştaki "Hıdiv Abbas Hilmi Paşa"'nın,19. yüzyılın sonlarında, Mısır'daki İngiliz nüfuzunu kırabilmek ve Osmanlı Devleti'nden destek sağlayabilmek için uzun süreli İstanbul'da kalması gerekti. Bunun üzerine, 1903 yılında günümüzde kasrın bulunduğu yerde bulunan iki ahşap yalı satın aldı. Abbas Hilmi Paşa bir süre sonra yalılarının arkasındaki ağaçlık yamaçları ve üst düzlüğü kapsayan 270 dönümlük bahçeyi de aldı. Ahşap yalıları yıktıran Abbas Hilmi Paşa, 1907 yılında, 1000 m2 alan üzerine, İtalyan Mimar Delfo Seminati'ye, o devrin mimari modasına uygun olarak Art Nouveau tarzında görkemli bir kasır ve üzerine İstanbul Boğazı'nı gören kule inşa ettirdi.
Mısır'ı işgal eden İngilizler, ülkeye krallık sistemini getirerek, Abbas Hilmi Paşa'nın Hidivlik unvanını elinden aldı. Abbas Hilmi Paşa, tahttan düşürülmesi üzerine İsviçre'ye yerleşerek (yada sürgüne gönderilerek) burada yaşamını sürdürdü. Paşa'nın ailesi ise Hidiv Kasrı'nda 1937 yılına kadar kaldı. Aynı yıl, İstanbul Belediyesine Hidiv Kasrı'nın satışı gerçekleştirildi.
Uzun süre bakımsız kalan kasır, 1984 yılında Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu adına Çelik Gülersoy tarafından restore ettirildi ve bir süre otel olarak hizmet verdi. 1994-1996 yılları arasında yeniden restore edilen Hidiv Kasrı'nın işletmeciliği, 1996 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kuruluşu olan Beltur'a geçti. Şu anda lokanta ve sosyal tesis olarak kullanılmaktadır. Kasrın bir yüzündeki İstanbul 'un en büyük gül bahçelerinden olan dış mekanı ve tarihi iç mekanında ayrıca düğün gibi organizasyonlar da düzenlenmektedir. Arkasındaki koruluk ve dik yürüyüş yolu ise spor ve yürüyüş yapanlarca değerlendirilir.
Kasrın mimari olarak, Osmanlı mimarisinin dışında, batılı tarzı (art nouveau) vardır. Ana girişin ortasında mermerden ihtişamlı ve anıtsal bir çeşme vardır.
Tavanı çatıya varıncaya kadar yükselir ve vitrayla kaplıdır. İçinde çeşitli yerlerinde zarif çeşme ve havuzlar vardır. Bina plan olarak, salonlar arasındaki bağlantılar aracılığıyla havuzun etrafında bir daire çizmektedir. Bu daire sadece giriş holü tarafından kesilmektedir. Bu holdeki tarihi asansör dikkat çekici başka bir detaydır. Üst katta ise özel odalar bulunmaktadır.
Köşkün bahçesindeki sümbüller baharla birlikte öyle güzel bir hal almışlardı ki bizim payımıza düşen önünde artistik pozlar verip fotoğraf çektirmek oldu.
Yeğenim ve ablam. Mis kokular arasında unutulmaz anlar bunlar..
Subscribe to:
Posts (Atom)

















