2/27/2010

Pink Martini'nin en son albümü Splendor in the Grass'ı Keşfedin!!

Bu aralar bozuk plak misali dinlediğim albümdür kendisi. Billur sesli; seksi mi seksi vokalist China Forbes sesiyle yine büyülüyor bizleri.
İlk olarak "je ne veux pas travailler, je ne veux pas déjeuner, je veux seulement l'oublier, et puis je fume(türkçesiyle: çalışmak istemiyorum, kahvaltı etmek istemiyorum- sadece unutmak istiyorum ve bir de sigara içmek istiyorum..) diyip pek çok depresyondaki insanın tercümanı oldukları şarkı ile tanıdım kendilerini. Allahım öldür beni arabeski yapılan anları anlatsa da şarkının adının "sympathique-sempatik" olması da işin ironik yanı.



Velhasıl, sonrasında kendilerinin sıkı takipçisi oldum. Sevtap Parman'ın o efsane yorumuyla ölümsüzleştirdiği(bu arada youtube'dan izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum) La Soledad da bir dönemimin favorileri arasında oldu.

Grubun 3.albümü Hang on Little Tomato sanırım en çok dinlediğim albümleri oldu. Lilly comes when you stop to call her,Lilly runs when you look away,Lilly leaves kisses on your collar, Lilly, Lilly, Lilly, Lilly, stay Lilly!  ile gel diyince giden; git diyince gelen Lilly'yi ve genel bir kadınlık durumunu anlattıkları bu şarkılarıyla pek çok dans etmişliğimiz vardır.

Kısacası İstanbul aşığı bu grubu çok seviyorum. Yaz aylarında yine geleceklerine eminim. Bu yeni albümü açık havada canlı dinlemek daha da bir keyifli olacak..

2/04/2010

Linguine Alle Vongole - Kum Midyeli Makarna


La donna é mobileeee - kadın hercaidir
Qual piuma al ventoooo - rüzgardaki kuştüyü gibi

Şimdi ne alaka demeyin. İtalyan mutfağından bahseden bir yazıya bir aryayla giriş yapayım istedim. Konumuz kum midyeli makarna. İlk defa Brüksel'de bir iş gezisinde tattım, o gün bugündür de yaklaşık 3 cm büyümüş göbeğimin tahminimce 1 cm'ine katkıda bulunmuştır kendisi. İşte iyi bir kum midyeli makarna yiyebileceğiniz iki adres ve de kendiniz denemek isterseniz de yemeğin tarifi:

Mano à Mano
Restoranın da bulunduğu Saint-Boniface meydanında İtalyandan Thai'ye farklı mutfaklar bulmanız mümkün. Adını meydanın tam ortasındaki kiliseden alıyor. Brüksel'e iş seyahati için gidenler iyi bilir: gerçekten bayıltıcı olabilir. Ama bu leziz İtalyan'ı keşfedince hayatınızın değişeceğini söyleyebilirim....





Tel. : 02.502.08.01

Adres:Rue Saint-Boniface 8 1050 BRUSSELS ( IXELLES )

Mama
Doors grubuna ait Mama güney İtalya mutfağı sunuyor. Her ne kadar pizza deseler de benim favorilerim makarnası ve de tabii ki tatlı olarak da tiramisusu.Özellikle de tiramisu burada bir başka!




Adres:Baltalimanı Cad. No:24 Rumeli Hisarı Tel: 0212 287 62 20


KUM MİDYELİ MAKARNA İÇİN MALZEMELER:


1 paket talyatelle makarna (uzun ve yassı model)
10 adet kum midyesi veya 15 adet midye içi
4-5 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
1 adet kuru soğan (çok ince yemeklik doğranmış)
3 diş sarmısak (çok ince kıyılmış veya dövülmüş)
4-5 parça kuru domates veya 5-6 adet kiraz domates (cherry domateste denilir.)
1 su bardağı beyaz şarap (marka olması şart değil, herhangi bir şarap markası olabilir)
Yarım demet maydanoz
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber

HAZIRLANIŞI

Bir tencereye 10-12 bardak su koyalım ve kaynayınca bir çay kaşığı tuz ile talyatelle makarnayı haşlanmaya bırakalım.
Öte yandan derin bir tavaya sızma zeytinyağını koyalım, sarmısak ve soğanları ekleyip 1-2 dakika kavuralım. Sonra kabuklu ya da kabuksuz midyeleri ve kuru ya da taze domatesleri ekleyerek 4-5 dakika kadar soteleyip, beyaz şarabı içine aktaralım. Yaklaşık 2-3 dakika sonra da ocağın altını söndürelim. Bu arada makarnayı fazla değil, en fazla 9-12 dakika kadar haşlayıp süzelim.
Öte yandan tavanın içinden midyeleri çıkaralım. Aralarında ağzı açılmayanlar varsa onları kullanmayıp, atalım. Eğer kabuksuz midye kullandıysanız hiç tavadan dışarı çıkarmanıza gerek yok. Şimdi sosumuzu tamamlamak üzere, krema ve zeytinyağını tavadaki sosun üzerine ekleyerek hep beraber 7-8 dakika daha kaynatalım ve altını kapatalım. Sonra sıcak sosun içine haşlanmış ve kabukları açılmış midyeleri tekrar ilave edelim (eğer sadece midye içi kullandıysanız zaten hiç içinden çıkarmamıştık, devam edelim).
Bir tarafta bekleyen süzülmüş makarnayı da yine midyeli sosun içine aktaralım. Karıştırıp, üzerini ince kıyılmış maydanozlarla süsleyip, servise sunalım.



1/30/2010

Galata'da Vintage'ların Keşfi..

Şimdi bakıyorum da iş toplantıları, seyahatler derken blogumu çok ihmal etmişim. İstanbuldaki son haftamda yaptığım vintage mağazalar ziyaretimi ve çektiğim fotoğrafları sizler için toparladım.
Avrupada nerdeyse sokak başı gördüğümüz ikinci elciler memleketimizde nadir bulunuyor. Çamaşır sularının kokusuyla büyümüş biz hijyen çocukları tabii öncelikle temizliğinden şüphe ediyoruz. Başkasının eskisini mi giyeceğim olur mu öyle şey diyoruz. Ama vintage tarzını sevenler, antika dekorasyondan hoşlananlar için bu mekanlar bulunmaz fırsat.  
Beyoğlu - Galata bu anlamda en hızlı gelişen bölgelerden biri. İşte burada sıkça uğradığım üç adres:

İkinci El Galata


İkinci El Galata Rukiye ve Ayşegül Arslan kardeşlerin sahibi oldukları çok keyifli bir 2.el dükkanı. Birbirinden tatlı bu iki hanımın; yaptıkları işten ne kadar keyif aldıkları çok belli. 2.el galatanın en önemli özelliklerinden biri evlerden satış yapmaları. Örneğin hayatınızın fırsatı çıktı ve yurtdışına yerleşmeye karar verdiniz. Bu iki hanım müşterilerini sizin evinizde buluşturuyor ve satışını sağlıyor. Siz de böylelikle koca bir dertten kurtulmuş oluyorsunuz.


Eski tabak ve kutucuklardan oluşturdukları bu raf sistemini çok beğendim.



Eski zamanların şapkalarını arayanlarımız çok olur. Şapkaları mağazanın tavanından sarkıtarak farklı bir görsel sunum gerçekleştirmişler.
İletişim için cep: 0535 647 85 31, web: http://www.ikincielgalata.com/, e-mail: rukiye@ikincielgalata.com

SECOND CHANCE BOUTIQUE


Sahibinin Ahu Yağtu olduğunu öğrendiğim secondchance tam bir parisienne vintage mağaza. Kapı girişinden itibaren bu farkı hissediyorsunuz. Second Chance'in facebook grup'un tanım olarak şöyle yazılmış: "Eskinin nostaljik dokusunu bugünün ‘vintage’ severlerine sıcak bir atmosferde sunan Second Chance Boutique Galata'nın dar sokaklarında gizli bir cevher...
Seçkin vintage ve yeni tasarımların bulunduğu bu küçük butikte, 50’lerin romantik havasını soluyabilir, 70’lerin Türk sinemasından, 80’lerin ışıltılı Disco günlerine bir yolculuk yapabilirsiniz.
Modaya değil, ruhunuzun ritmine ayak uyduran kıyafetler ve nefis tasarım aksesuarlar Second Chance'de sizleri bekliyor. "

Küçük girişten yukarı bir kat daha çıkıyor.

Bu iki şapka mağazadaki en eski alternatifler arasında. Eski bir Rus düğünde kullanıldığını öğrendim. Şimdilerde böyle şeyleri bulmak çok zor. 




Özelikle bu aralar çok moda olan el işi saç aksesuarlarından oluşan bu pano kesinlikle favorim oldu.
Adres: Bereketzade Mah. Camekan Sok. No:1 Kuledibi / Galata

 
BİN BAVUL VINTAGE


Beyoğlu Tünelden müzikçiler sokağına girince aşağı doğru yürümeye başlıyorsunuz. Binbavul'un gözden kaçma ihtimali çok yüksek. Yolun sağında küçük arnavut kaldırımlı yoldan içeri girmeniz gerekiyor.


Bin bavul'da 20'lerin elbiselerinden 70'lerin retrolarına 90'ların street wear alternatiflerine kadar geniş bir yelpazede alternatif bulmak mümkün.



1/11/2010

Galata Kuledibindeki Butikleri Keşfedin!

Avrupa nereee biz neree diyenler Kuledibindeki yeni yapılanmayı gördükten sonra bir daha düşünmeli bence. Son birkaç senedir cesaretlenip bu bölgeyi tasarım cennetine dönüştüren butikçilerimize sonsuz teşekkür ki, artık bizim şehrimizin de bir meydanı ve özgün tasarımları görebileceğimiz butikleri var.

Geçen sene burayı keşfettiğimde nerede olduğumu unutmuştum. O gün bu gündür burası hakkında bir yazı yazmayı planlıyordum kısmet bu güneymiş. Bana inanılmaz zevk veren bu yerleri umarım sizler de beğenirsiniz...


La Mariquita:
Galata Kulesi Sok.No:3 / B Kuledibi Tel:02122493273






Kelime ispanyolcada uğur böceği anlamına geliyor. Gülin ve İrem butiğin ortakları olmanın yanında uzun yıllardır ev arkadaşlığı yaparak yaşantılarına da ortak olmuşlar. Biri moda editörlüğü, kostüm danışmanlığı yapmış(Gülin), diğeri ise jeoloji okuduktan sonra bankacılık yapmış(İrem) dünya tatlısı bu iki bayan en sonunda hep hayalini kurdukları bu mağazayı açmışlar. Özellikle Galatada istedikleri için bu mekanı bulmaları biraz uzun sürmüş. 6 ay sonunda açtıkları çiçeği burnunda La Mariquita yaklaşık 1 aydır hizmette.





Öncelikle Bahar Korçan'ın kapısını çalan Gülin ve İrem onun da cesaretlendirmesiyle tasarımcılarla görüşmüşler. İçeriye girdiğinizde birbirinden farklı Türk tasarımcının ürünlerini görüyorsunuz. Gamze Saraçoğlu, Zeynep Tosun, Zeynep Erdoğan, Özlem Erkan, Elaidi, Nilüfer Giritlioğlu ve Aslı Güler şimdilik sayabileceklerim.





Butiğin girişinde solda yer alan ürünler ise Japonya ve Amerikadan getirilmiş. Ve ayrıca La Mariquita isimli Gülin ve İrem'in kendi tasarımlarını da bulmak mümkün.











Ağzımın suları aka aka baktığım ayakkabılar ise Sertaç Delibaş imzalı.







Birbirinden güzel şapkalar Derya Delice, takılar ise Ayşe Deniz, Zekiye Koçaslan, Ayşe Sıtmen, Özge Sipahioğlu'na ait.



NOT: Unutmadan söylemeliyim Gülin ve İrem butiğin arkasında hazırladıkları sıcak şarabı müşterileriyle de paylaşıyorlar. Yani bir yandan elinizde sıcak şarabınızı yudumlayıp bir yandan alışveriş yapabilirsiniz. Ne kadar keyifli olabileceğini artık siz düşünün.




Bu da oradan aldığım cici elbisem:)


Felt in Love:



Bu butik nedendir bilmem bana Hansel ve Gratel masalındaki pasta evi hatırlatıyor. Bu kadar canlı ve güzel rengin birarada bulunduğu bu mağazada içinizin açıldığını ve mutlu olduğunuzu hissedeceksiniz.





Mağazanın sahibi Mehmet Çelik burada daha önce halı dükkanı işletiyormuş. Hatta şu anda yan tarafta el yapımı seramik ve el dokuması şalların satıldığı butik de kendisine ait.
Gördüğünüz bu keçe şapkaların hepsi yünün sabunla dövülerek keçeleştirildiği tepme tekniğiyle yapılıyor. Geneli Konya, Urfa, Tire ve Anadolunun çeşitli yerlerinden getiriliyor. Bazıları ise Türki Cumhuriyetlerden getirilmiş.





Şapkaların fiyatları - 70 TL
Bebekler - 15-45 TL arasında değişiyor.



Buradan aldığım turuncu keçe tokayı beremin üzerine tutuşturunca pantolonumla çok uydular.:)

PARISTEXAS






Butiğin sahibi ve hatta fotoğraf karesinde yer alan tasarımcı Ahmet Baytar'ın kendine ait bir sitesi var.(www. ahmetbaytar.com). Buradan kendisinin tasarladığı birbirinden güzel ayakkabı ve çanta modellerini görebilirsiniz. Hepsine bayılıyorum.


















Dünya çapında ün salmış tasarımcılar ve markaların( Marc Jacobs, Vivienne Westwood, Anna Sui, Mui Mui, Dires Von Noten) ürünlerini Japonya ve Hong Kong'tan getiriyor. İstanbulda sadece İstinye Park, Nişantaşı ve Beymenlerde bulabileceğiniz bu markaların buradaki fiyatlarını görünce şaşıracaksınız.



Gördüğünüz ayakkabılar 250 TL.
Çizme 290 TL
Çantalar 80-160 TL arasında.
Elbiseler- 250 - 380 TL arasında.
Ve şu anda %20 indirimde.

Adem ve Havva:
Camekan Sok.3/b Kuledibi Tel:02122450551
e-mail:ademhavvatr@gmail.com



Ortaklar Derya Yaskan ve Sertaç Haznedaroğlu bir doğu gezisi sonrası burayı açmaya karar vermişler. Yaklaşık 1 senedir de buradalar. Ben oradayken butikte ütü yaparken fotoğrafladığım Derya öncesinde sinema ve televizyon sektörlerinde çalışmış. Bu sektörde yeter artık dedikten sonra da bu butiği açmışlar. Şu anda ne kadar mutlu olduğu gözlerinden okunuyor.




Ürünler Türkiye'de farklı yerlerden getiriliyor. Öğrendiğim kadarıyla bu yaza iki ortak kendi koleksiyonlarını da hazırlıyorlarmış.